Bugun...


İSTERMİSİN, ALLAH SANA’DA CENNETTE BİR BAHÇE DİKSİN

İSTERMİSİN, ALLAH SANA’DA CENNETTE BİR BAHÇE DİKSİN

MİLYONLARIN GÖNLÜNDE TAHT KURAN ÖMRÜNÜN 60 YILINI NURLU BELDEDE GEÇİRİP,CENNETÜL BÂKİ'DE PEYGAMBER (A.S.M.) KOMŞUSU OLAN ALİM FAZIL EDİP ŞAİR KİŞİLİĞİ İLE TANINAN BİR ALLAH DOSTU VE PEYGAMBER AŞIĞI RAHMETLİ ALİ ULVİ KURUCU HOCA EFENDİDEN BİR MEDİNE HATIRASI
1947 yılı bir Ramazan günü idi
Hiç unutmam Ağustos ayındaydık
Öğle namazında Harem-i Şerif'ten geldim
Soyundum su dökünüp istirahat edeceğim
Annem seslendi
Oğlum komşu bakkaldan pirinç alıver
Akşama pilav yapacağım
Namazdan önce sana söylemeyi unutmuşum
Hadi git de pirinç getir
Sesimi çıkarmadım ama çok sıkıldım İçimden söylendim
Be mübarek valide
Bir saat evvel namaza çıkarken sana sordum
Anne ben namaza gidiyorum
Bir isteğiniz var mı? dedim
Hayır oğlum salimen git salimen gel
Allah namazlarını dualarını kabul eylesin diyerek güzelce beni uğurladın
Şimdi soyundum su dökünüp biraz dinleneceğim
Bakkaldan pirinç istiyorsun
Dışarıda sıcak elli derece müthiş bir sam rüzgârı esiyor
Neyse giyindim bakkala yollandım
Oturduğumuz Bâbulmecîdî mahallesinde Abdülhadi amca bakkalımızdı
Yaşlı muhterem bir zat idi
Abdulhadi Amca'nın zikri
Abdulhadi Amca'ya vardım
Baktım kapısının üzerine bir zincir asmış o zincire tutunmuş ayakta duruyor
Hem dükkânda bulunduğunu gösteriyor hem’de gelen müşterileri karşılıyor
Yaklaşınca bir taraftan da şu tesbihe devam ettiğini duydum
Subhânallahi ve'l-hamdulillâhi ve lâilâhe illâllâhu vallâhu ekber
Kendisine selam verdim
Selâmımı aldıktan sonra ilk sözü şu oldu
İster misin Allah sana da cennette bir bahçe diksin?
Hayırdır inşallah Abdulhadi Amca!
Oğlum, Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem
Cenab-ı Hak Bir defa subhânallahi ve'l-hamdulillâhi ve lâilâhe illâllâhu vallâhu ekber diyen kuluma ben cennette bir ağaç dikerim
Cennete geldiğinde cemalimle müşerref olacağı mükâfatını alacağı rahmetimi göreceği gün bir de bahçesi olacaktır buyurmuştur diye müjdelemiştir.
Gerçi sen bilirsin bunu ya ben hatırlatmak için söylüyorum
Hele şu Ramazan gününde yapılan tesbihlerin oğlum daha çok tesiri oluyor
Gerçi sen hâfızsın tabii Kur'an-ı Kerim okursun virdin de vardır
Ama onları bitirince bu tesbihe devam et bu tesbih çok faydalıdır
Bir’de Efendimiz sallallahü aleyhi ve selleme salâvatı unutma
Tesellin bu olsun zikrin’de bu olsun fikrin’de bu olsun
Ed-dîn Kaviy
Oturup dinlenmemi teklif etti
Oturdum
Efendim valide pirinç istedi dedim
Pirinci verdi
O sırada gayri ihtiyarî ağzımdan şu söz çıktı
Bugün biraz sıcak değil mi? dedim
Na'am velâkin ed-dînu kaviyyun yâ veledi
Evet fakat ey oğlum din daha kuvvetli
Abdulhadi Amca'nın dükkânında duvarda bir tulum asılı
Tulumun içinde su var
Sam rüzgârı esti mi tulum’da su’da soğurdu. Karşısına koymuş, şıp şıp su damlıyor
Akşama içecek
O sözünü hiç unutmam
Evet sıcaktır fakat din ondan daha kuvvetlidir
Sıcak diye oruç mu yiyeceğiz haşa! Ölürüz’de yemeyiz
Ölüm vuslatın kapısı
Cenab-ı Hakk'a kavuşmanın ilk kapısıdır
Mü'minin safası ölümden sonra başlar
Bu ed-dîn kaviy kelimesini valideye söyledim
Son gününe kadar sık sık
Oğlum ed-dîn kaviy
Abdulhadi amcan ne dedi?
Ed-dîn kaviy oğlum din daha kuvvetli
Dükkânında hep öyle zincire tutunup ayakta dururdu
Zincirin bir’de kulpu vardı
Parmaklarını ona geçirir dururdu
Müşterilerini karşılardı
Herhalde yorulmamak için zincire tutunurdu. Ama neden ayakta dururdu, bilmem. Belki müşterilerine karşı bir hürmet alâmetiydi. Öyle karşılar, ”- Ehlen ve sehlen, buyurun.” derdi. Güler yüzlü, hayır sözlü bir zat idi.
Kadayıfçı Salih Efendi
Merhume annemin bakkal Abdulhadi amca'ya beni göndermesi gibi, ikinci bir hikmetli hadise de, Kadayıfçı Nabluslu Şıh Salih Efendi ile aramızda geçmiştir.
Yine sıcak bir Ramazan ayı idi. Valide, öğleyle ikindi arası bir vakitte, kadayıf almamı istedi;
"- Oğlum Ramazan geldi gidiyor, bir kadayıf getirmedin. Kadayıf alsan da bir pişirsek" dedi.
Dışarı çıktım. Kadayıfçılara gittim.
"- Satıldı, bitti" dediler.
"- Artık bu saatten sonra da yapılmaz. Herkes oruçlu, ikindi geliyor. Bu sıcakta ocağın başında durulmaz, kadayıf dökülmez" dediler.
"- Kimde bulunur" diye sordum.
"- Bu saatten sonra, tel kadayıfı ancak Nabluslu Şıh Salih'te bulursun." diye cevap verdiler.
Bu zat Ürdün'ün Nablus şehrinden Medine-i Münevvere'ye hicret etmiş, büyük bir âlim, faziletli bir insandı. Resmî vazifelere talip olmamıştı. Esasen o günlerde çok az olan maaşla, kalabalık ailesini geçindirmesi de mümkün değildi. Şıh Salih Efendi, kirayla oturduğu evin avlusuna bir ocak yapmış, kömürle yaktığı ocağın üzerindeki sacda kadayıf döküyordu.
Öyle diyorlar..
Gittim. Baktım, Hoca kadayıf döküyor. Hava dışarıda 50-55 derece. Avlu da ondan aşağı değil. Bir de ocağın ateşinden fışkıran sıcaklık var. Hoca seksen yaşında, güzel bir insan... Göğsüne bir havlu koymuş, boynundan yüzünden, güzel yüzünden, nur gibi sakalından damlayan terler havluya akıyor. Selam verdim. Selamımı aldı. Sordum:
"- Hocam, kadayıf var mı?"
"- Döküyorum oğlum, otur da... Ne kadar istersin?"
"- Bir okka" dedim.
"- Pekâlâ" dedi.
Oturdum, bekliyorum. O sırada bir sam esti; sanki alevden bir dalga gelmiş gibi vücudumu, yüzümü yaktı.
"- Hocam, bugün biraz sıcak galiba, değil mi?"
Salih Efendi, munis, müşfik gözleriyle, kısa bir an bana baktı.
"- Yekûlûn..." dedi, "- Öyle diyorlar..." Ve işine devam etti.
Hoca hem kadayıf döküyor; hem de kadayıfla beraber, dili: Allah, Allah, Allah diyor... Annem, kabri cennet olsun, beni bakkal Abdulhadi'ye gönderdiği gibi Şıh Salih'e de göndermiş; sanki:
"- Oğlum, gör bak Allah'ın ne kulları var. Sen bir öğle namazına gittin diye, bir iş gördüm sanıyorsun, nazlanıyorsun, ‘hava sıcak’ diyorsun. Bak, Allah'ın ne kulları var: Biri zincire tutunmuş, oruçlu, ayakta durur, müşterilerini karşılar, güler yüz gösterir. Diğeri, sekiz çocuğu ile seksen yaşında, ilmine ve yaşına rağmen, ailesinin nafakası için, kimseye muhtaç olmamak için, Ramazan ayında, elli derece sıcakta, sam rüzgârının altında, oruçlu haliyle ateşin karşısında kadayıf döker
Git de gör ibret al demek istemişti
4
 
 



Bu haber 35 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI