Bugun...


İnsanoğlu "altın"a neden değer veriyor?
Dünyadaki en değerli maden hiç kuşku yok ki altındır. Ulusal ekonomilerin kuruluşu da, tarih boyunca yaşanan savaşların da asıl nedeni bu maden olmuştur. Peki altın neden değerlidir? Periyodik tablodaki yüzü aşkın element arasında altını öne çıkaran ve para birimi olarak kullanılmasını sağlayan özelliği nedir?

İnsanoğlu "altın"a neden değer veriyor?

İnkaların güneşin teri dedikleri, Eski Mısırlıların kutsal saydığı ve “tanrının nefesi” güzellemesini yakıştırdıkları altın, tarih boyunca ticaretteki yerini ve kimliğini korumayı başarmış kıymetli madenlerin başında gelmektedir. Altını diğer madenlerden ayıran kendine has birçok özelliği vardır. Süs ve değişim aracı olarak kullanılan altının tarihi çok ama çok eskiye dayanmaktadır. Uzun bir geçmişe sahip olup Eski Mısırlılar tarafından bulunmuştur. Geçmiş zamandan bugüne değerini koruyabilen toplumun ve ülkelerin zenginliğini, gücünü göstermesi ile imparatorlukların uzun bir süre sembolü haline gelmiştir. Altınla beraber kullanılan değerli taşlardan yapılan hükümdar taçları ve saraylar günümüzde de oldukça önemlidir.

Mısırlılar altını tarihte ilk üreten millet olarak bilinmektedir. Altını alaşım levhalar şeklinde kesip, para ve süs eşyalarıyla beraber altın diş olarak kullandıkları biliniyor. M.Ö 3900 senesinde geliştirmiş oldukları ısıtma teknikleriyle beraber eldeki altınları eritmeyi ve işlenebilecek bir hale getirmeyi başardılar. Altından takı eşyası yapan ilk kabilenin Asurlular olduğu söylense de Bulgaristan’da bulunan Varna şehri yakınlarında yer alan ve M.Ö 4000 senelerinden yapılmış olduğu anlaşılan altın eşyalarla arkeologların Truva, Uz ve Miken gibi eski bölgelerde bulmuş oldukları takı ve heykeller kuyumculuğun daha neolitik çağda ortaya çıktığını da söylemektedirler. Mısırlılar saf altını elde etmeleri ile beraber altın madenciliği Arap ve Anadolu yarımadasına kadar ulaşmıştır. M.Ö 610 senesinde Lidyalıların altın parayı ilk basan uygarlık olduğu da bilinmektedir.

Altın neden değerli?

İnsanoğlu madenleri keşfettikten sonra alışveriş işlemleri için birçok yeni unsurla tanışmış oldu. Bu madenler arasında altını öne çıkaran özellikleri ise nadir bulunmasından ve kendine benzeyen diğer elementlere göre düşük erime noktası ile kolay bir halde şekil almasından kaynaklanmaktadır. Altını özel yapan bir diğer önemli özelliğiyse şeklinin ne kadar yıl geçer geçsin bozulmadan aynı kalmasıdır. Bu yüzden de yüzyıllardır altın; külçe, bozuk para ve takı hallerinde kullanılmaktadır. Dünyada altın rezervleri sınırlı bir şekilde bulunmaktadır. Sınırlılık altını adaletli ve az bulunabilir yaptığından bu durumda altının değerini arttırmaktadır. Altındaki arz düşüklüğü ise altın fiyatını etkileyebilen baş faktörlerden biridir. Altının arz düşüklüğü sabit bir şekildeyken bazı zamanlarda altına talep artmaktadır. Altına olan isteğin aniden artış göstermesiyse altını daha pahalı ve değerli yapmaktadır. Dolayısıyla altında zaman zaman büyük inişler ve çıkışlar görülmektedir.

Altın doğada nadir ve sınırlı miktarda bulunmaktadır. Hatta uzmanlar altın rezervlerinin günümüzde tükenmek üzere olduğunu aktarmaktadır. Altın piyasasını ise sanılanın aksine ekonomiden ziyade maden ocaklarında çıkartılmış olan stoklar ve dünya genelindeki rezervler etkilemektedir. Örnek olarak New York merkezli yatırım bankasını ele alırsak, 2020 yılına kadar 50’den fazla altın madeninin kapatılacağı hakkında tahminler gelmiştir. Madenlerin kapanmasıyla altın arzı düşeceğinden doğal olarak da altın fiyatları tahmin edileceğinden çok yükseleceğini ön göstermekteydi. Tarihe baktığımız zaman dolar, Euro gibi para birimleri altına bağlı bir şekilde işlemekteydi. Kısa bir şekilde özetleyecek olursak altının değerli olmasındaki ilk neden diğer benzeyen metallere göre çok daha kolay şekil alması, şeklini kaç sene geçerse geçsin bozulmadan koruyabilmesi, çok sınırlı miktar ile bulunmasıyla beraber arzının düşük olmasından dolayı altın tarihi boyunca her zaman değerli olmaktadır.

Altın doğada neden az miktarda bulunmaktadır?

Hidrojen, BİG BANG sonrası ortaya çıkmıştır ve doğada en çok bulunan element türüdür. Aynı zamanda Hidrojen, yıldızların enerji kaynağıdır. Güneşin enerji kaynağı da yine hidrojendir. Yıldızın çekirdeğindeki yüksek sıcaklık ve basıncın etkisiyle iki hidrojen atomu birleşir ve iki protona sahip bir helyum atomunu oluşturur. Bu çekirdek tepkimesi sırasında maddenin bir bölümü enerjiye dönüşerek nükleer enerji açığa çıkar yıldızın enerji üretmesini sağlar. Evrendeki tüm yıldızların temel enerji kaynağı hidrojendir. Fakat hidrojen bir yıldızda sonsuz miktarda bulunamaz. Belli bir zaman sonra yıldızın yakıtı biter ve yıldız hidrojen çekirdeklerinin birleşmesiyle oluşan helyum çekirdeklerini yakıt olarak kullanmaya başlar. Helyum atomları birleşerek daha büyük çekirdeklere sahip karbon, oksijen, silisyum gibi atomları oluşturur. Yıldız, helyum da bitince ürettiği daha büyük kütleli elementlerin atomlarını nükleer yakıt olarak kullanmaya başlar. Yıldız bu şekilde çekirdeğinde daha büyük elementleri üretmeye devam eder. Ta ki demir elementine ulaşana dek. Her ne kadar çekirdekte muazzam bir sıcaklık ve basınç olsa da yıldızın çekirdeğindeki bu kuvvet, demiri sıkıştırıp daha büyük kütleli elementler oluşturmak için yeterli değildir. Daha büyük elementler için daha büyük bir kuvvete sahip kaynak ihtiyacı vardır.

Söz konusu bu kuvvet ise yalnızca Süpernovalarda vardır. Süpernova, yakıtı biten bir yıldızın kendi içine çökerek patladığı ve ortaya muazzam bir yıkıcı gücün ortaya çıktığı kozmolojik bir olaydır. Süpernovanın sahip olduğu bu yıkıcı güç, yıldızı korkunç bir şekilde patlatarak kalıntılarını evrenin dört bir yanına fırlatır. Süpernova patlaması sırasında normal şartlarda  yıldızın çekirdeğinde gerçekleşmesi mümkün olmayan bazı olaylar ceryan etmektedir. Ortaya çıkan muazzam enerjiyle karbon, oksijen, demir gibi ufak kütleli elementlerden, altın gibi büyük kütleli elementler oluşur. Süpernova, az miktarda oluşan altın, platin, uranyum gibi bu ağır metalleri binlerce ışık yılı uzaklara fırlatarak evrene sunar. Süpernova patlamaları sadece çok büyük yıldızların ölümleri gerçekleştiğinde vuku bulur. Patlayan her yıldız süpernova oluşturamaz ve altın gibi kıymetli elementler yaratamaz. Bu yüzden altın sadece Dünya’ da değil, evrende de nadir olarak bulunabilen bir elementtir.

Altının ülkelere tanıdığı güç

Dünyada bugüne kadar üretilen yaklaşık olarak toplam 110.000 Ton altının, yaklaşık 35 bin tonu Altın üreticisi Şirket ve Spekülatörlerin elinde, 40 bin ton civarındaki altının büyük bölümü ziynet eşyası, para, madalya yapımında az bir bölümü teknolojide kullanılmış ve yaklaşık 5 bin ton kadarlık bir bölümünün akibeti bilinmiyor. Dünya Ülkelerinin Merkez Bankalarında stok olarak bulundurulan altın miktarını incelediğimizde; altın üretiminden kimlerin karlı, kimlerin zararlı çıktığını görebiliyoruz. Merkez Bankalarında bulunan 29080 Tonu'nun 2001 yılı Haziran sonu itibarıyle (Kaynak-World Gold Council-Holdings) ülkelere göre dağılımı ise şöyle:

ABD                                 8.137  ton

Batı Almanya                    3.469   ton 

Fransa                             3.025   ton

İtalya                              2.452   ton

İsviçre                             2.353   ton

Hollanda                            912   ton

Japonya                            764   ton

ECB(AB Merkez Bank)      747  ton

Portekiz                            607    ton

İspanya                             523    ton

İngiltere                            436    ton

Taiwan                              414    ton

Çin                                    395   ton

Rusya                               391   ton

Hindistan                          358   ton

Avusturya                         347    ton

Venezualla                       323    ton

Lübnan                            287    ton

Belçika                             258    ton

Filipinler                           228    ton

İsveç                                185     ton

Güney Afrika                    180    ton

Cezayir                             174    ton

Libya                                144    ton

Suudi Arabistan                143   ton

Sigapur                             127   ton

Yunanistan                        123   ton

TÜRKİYE                           116   ton

Romanya                           105   ton

Polanya                              103   ton

Avusturalya                         80    ton

Kanada                               36    ton

Diğer Gelişmiş Ülkeler(8)    190    ton

Diğer Tüm Ülkeler(180)       949    ton     

                                   ______

TOPLAM                        29.080 ton

Listede de görüldüğü gibi, sadece 6. sıradaki Hollanda Merkez Bankasında bulunan altın rezervi bile listede yer almayan 180 civarındaki ülkenin resmi rezervlerine hemen hemen eşittir. Ya da bir başka bakış açısı ile tüm ülkelerin toplam altın stoku, ilk 5 ülkenin(ABD+Almanya+Fransa+İtalya+İsviçre) altın stokunun yarısına bile ulaşamamaktadır. Ayrıca en çok altın üretimi yapılan ülkeler içerisinde bulunan ve dünyadaki altın üretici şirketlerinin hemen hemen yarısının merkezi konumundaki Avustralya, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Kanada’nın Merkez Bankalarındaki altın stoklarının 296 ton seviyesi ile hemen hemen yalnızca Lübnan’ın altın stokları kadar olması ile altın üretimi yapılan diğer geri kalmış ülkelerin Merkez Bankalarındaki altın stokunun önemsiz miktarda olması altının üretilen ülkenin değil üreten şirketlerin olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir. Mevcut sistemde adil paylaşımı mümkün olmayan böyle bir değerin, sürekli olarak güçlünün lehine üretilmesinin, bağımlılığı ve sömürüyü daha da arttıracağına ise şüphe yoktur.

Dünyada bugüne kadar üretilmiş altının yaklaşık 1/3’ünü elinde tutan altın üreticisi şirketler ile altının  spekülasyonundan para kazananların altını değerli kılmak için her yola başvurmaları kapitalist sistemin doğal bir sonucudur. Finansal piyasalardaki altın ve altın'a endeksli işlemlerin detaylarından da kolayca anlaşılabileceği gibi, altın üretimi, kapital sahibi birkaç yüz kişinin(ya da ailenin) dışında hiç kimseye yarar sağlamayan, toplumlar arası güç dengesini, güçsüzler aleyhine bozan, savaş, terör, sosyal patlamalar, ekonomik istikrarsızlık dönemlerinde, elinde bulunduran kesime tek taraflı getiri sağlayan ve üretim süreci sırasında ve takip eden yıllarda söz konusu bölgeleri çölleştiren, toprağın tükenmez üretkenliğini bile yok eden, insanların nesiller boyu hastalıklara maruz kalarak, ölmelerine neden olan, kısaca, asla kabul edilemez bir üretimdir.

 

 




Bu haber 81 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI