Bugun...


Dağlık Karabağ

Dağlık Karabağ

Eluca ATALI
 
“Dağlık Karabağ’ın serbest bırakılmasını engelleyen en önemli sebep Türk kimliğimizdir…” Eluca ATALI ile
 

Şair-Yazar Nezmiyye Hicran’ın, İsveç’te yaşayan Azerbaycanlı Yazar Eluca Atalı ile 23.07.2020 tarihinde gündeme ait bir sohbette bulundu. ATALI önemli açıklamalarda bulundu.

“Dağlık Karabağ’ın serbest bırakılmasını engelleyen en önemli sebep Türk kimliğimizdir…” Eluca ATALI ile

Yıllar boyunca, yurt dışında Karabağ’ın özgürlüğü için kutsal bir savaş yürüten aydınlarımızdan biriydiniz ve son yıllarda bazı dillere çevrilmiş olan “Hocalı ‘da Tigranizm” ve “Nalşekilli muhasere” konulu kitaplar yazdınız.  Dağlık Karabağ’ın kurtuluşunu engelleyen nedir?

– Dağlık Karabağ’ın serbest bırakılmasını engelleyen en önemli sebep Türk kimliğimizdir. Biz Türkler olarak söze inanıyoruz ve huzuru seviyoruz. ATET Minsk Grubu’nun Karabağ’ın barışçıl yolu, müzakereleri ve çözümü ile sözünü yerine getireceğine inandık, ancak aldatıldık ve kabul edilmedik. Öte yandan, önümüzde bulunan Ermenistan’ın kimliğine, Karabağ’ın özgürlüğüne güvenemeyiz. Ermeni’nin kelimeden değil fiziksel güçten korktuğunu unutuyoruz. Bu nedenle Ermenistan’a güç göstermemiz gerekiyor!

 

      28 yıl boyunca, topraklarımızın yüzde 20’si düşmanın ayakları altındadır ve halkımızı savaş yasalarının dışında öldürdüklerinde, dünya halkının sessiz olduğunu ve hatta onlara sesiz baktığını söyleyebilirim. Bu durumda Azerbaycan’ın topraklarını kurtarmanın yollarını görüyor musunuz?

Sadece topraklarımızı kurtarmak için güç kullanarak. XIX yüzyılda Kafkasya’yı ziyaret eden ve Karabağ, Şuşa, Hankendi’yi ziyaret eden Fransız yazar Aleksandr Dumas, günlüğünde Kafkasya halklarını analiz ederek şöyle yazıyor: “Türk tarafından verilen kelimeye, Rusya’nın yazılı anlaşmasına, Ermenistan’ın ne sözüne, ne anlaşmasına inanma.” Söz ve antlaşmayı görmezden gelen bir ermeniyle hangi dilde konuşacaksınız? Ateşli silahlarla! Ermeni, iyi yaşamayı seven, ona kuvvet uygularsa, Karabağ’da ya da Erivan’da bir yer hakkında endişe duyan, evini terk edecek ve hoş bir yere kaçacak bir millettir. Genel olarak, Ermenistan’da ülke kavramı yoktur. Onların içinde, kilise kavramı toprak kavramını aşıyor.

     12 Temmuz’dan itibaren Azerbaycan-Ermeni Devlet sınırının Tavus bölgesi yönünde “şiddetli savaşlar” devam ediyor ve yabancı ülkelerde eylem yürüten işgalciler kendilerini dünya kamuoyunda “kurbanların kuzusu“ olarak göstermeye çalışıyorlar… Siz neler yapıyorsunuz? Ermenilerle karşılaştığınızda tepkiniz nasıl oluyor?

Siz ermeni devleti diyorsunuz, ben istiyorum ilk olarak “ermeni devleti” anlayışının tarihine nazar salam ve şundan  sonra bizim ve Ermenilerin yurt dışında tebligatının seviyesini izah edim. Ermenilerde tarihlen devletçilik enenesi olmayıp, mene kalsa, şunlar dâhilen aşırı tembel ve iyi yaşamayı sevdikleri için özlerini ağır işlere veremeyen, o cümleden devlet yaratmakta da siyasi istidatları olmayan eşkıyalardır. Şimdiki Ermenistan devlet değil, Rusya’nın eyaleti seviyesinde idare olunan ve Rusya’nın Cenubi Kafkas’ da asasıdır. Ermenileri tarihlen milattan evvel mabetler idare ediyormuşlar, keşişler şunlarda siyasi lider rolünü oynamışlar. İlk defa ermeni devleti ideası milattan 50-60-cı yıllarında Roma imparatorluğunun zayıflayan zamanında ortaya çıkıp. İmparator zayıfladığında imparator ordusunun sergerdelerinden biri olan ermeni asıllı Tigran Roma imparatorluğunun bir hissesini ermeni devleti ilan ediyor. Lakin bu cemi 3-4 il kala bilir, çünkü imparator Marsel Tigranı atının kuyruğuna bağlayıp Avrupa’da sürüyor, gözü korkan Ermeniler bundan sonra hiç bir zaman devlet kurmağa ceht etmiyorlar,  takı 1918-ci ile kadar. Devleti olmayan milletler dünyaya yayılmağa meyilli olurlar. Başka bir taraftan farslarla Yahudilerin birleşmesinden emele gelmiş Ermeniler farslar kimi amansız, arkadan vuran olmaları ile yanaşık Yahudi kimi sermayecidirler, ticareti iyi başarırlar. Bu sebepten de onlar dünyaya sepelemişler, nerde iktisadiyat güçlü olursa, oraya koşmuşlar.  Bakü’ ye de 1890 in sonu Bakü’de petrol fantan vurup, dünyanın dört bir tarafından kapitalistler Bakü’ye sermaye yatıranda onlar da gelirler,  lakin tez bir zamanda şehrin iktisadi-siyasetini ele almağa çalışırlar:  Bakü meri, petrol kurultayının başkanı ermeni olup, bu yolla da 1918-ci il kanlı mart soykırımını ülkemizde uğurla yerine yitirmişler.  Ermeniler yüzyıldır dünyaya yayılmaları için onların diasporaları ve lobicilik faaliyetleri hariçte bizimkinden defalarca güçlüdür. Onlar yaşadıkları ökelerin partilerine sokulup parlamentoda yer alır, bakan postuna kadar yükselirler.  Bizimse diasporamızın yaşı azdı, nerdeyse 30 ve ya daha genç hesaplaya bileriz. Bu da esasen Karabağ savaşından sonra harice gedenlerdir. Değe bilersiniz, 1920-ci ilde Demokratik Cumhuriyete olan baskıdan sonra harice gedenleri neden hesaplamıyorum? Onların ikinci, üçüncü nesli asimilasyon siyasetine uğradılar, teessüfle…  Ermeniler asırlardır Türklerin aleyhine iş aparıyorlar, 1915-ci il sözde ermeni soykırımını güçlü formada tebliğ edipler, bu hakta saysız kitaplar yazmışlar, filmler çekmişler, dünyanın aparıcı üniversitelerinde konferanslar verirler. Bele görünür biz indi onların eksi tebligatlarını, asırlardır insanların beyinlerine akıttıkları informasiyanı yumakla meşgulüz. Men indi durum size deyim ki, adalet bizim tarafımızdadır, sizi aldatmış olaram. Biz indi gerek o kadar enerji koyak, o kadar film çekek, tarihi kitaplar yazıp yayımlamalıyız ki, ermeni yalanı ile beyni dolmuş insanları kendi tarafımıza ala bilek. Şimdi biz hariçte yaşadığımız ökelerdeki ermeni sefirliklerinin ve parlamenterin karşısında askere destek aksiyaları geçirir, Tavus, Kazak, Gede bey, Nahcivan’da durmadan devlet serhat bozulmalarını dile getirir, fakları gösteririz. Yeri gelmişken, “Tigranizm Hocalıda” kitabım yayımlanandan sonra bir grup ermeni mene hücum etti, görüşmek istediler, görüştüm. İlk sözleri şu oldu: “Sen bu kitabı aşırı Türkçü-milletçi yönünden yazmışsın.” Dedim: “Hocalını ermeni gözüyle yazmak mümkündür mü?”

 Barış sürecini veya topraklarımızın tamamen -özgürleşmesini engelleyen nedir? Komşu ülkelerin tepkileri nelerdir?

         – Sanırım sorunuzu yukarıda bir dereceye kadar cevapladım, sadece ekleyeceğim, güvenimiz engellendi. Yabancı örgütlere (BM, ATET ve Minsk Grubu) olan güvenimiz, topraklarımızı özgürleştirmemizi engelliyor. Dikkatli olmalıyız ve Karabağ’ın kurtuluşu için dış güçlere olan güvenimiz bizi uçuruma götürüyor. Azerbaycan’da olanlar hem olumsuz hem de olumlu görünüyor. Savaş 30 yıldır sürüyor, ancak ülkemizin yüzde 20’sinin işgal altında olması talihsiz bir durumdur, ancak gençlerin harekete geçme arzusu, bu ulusun ülkeyi gerçekten geri döndürmek istediğini kanıtlıyor. Dün İsveç Parlamentosu’na yaptığım konuşmada, Karabağ’ın Topkana ormanında bir ağacın kesilmesini protesto etmek için 1988’de Özgürlük Meydanı’nda 2 milyon insan toplanırsa, 32 yıl sonra yeni bir gencin Karabağ savaşını hiç görmemiş bir neslin topraklarının işkaldan azad edib, geri dönmesini talep ettiğini açıkça söyledim. Bu, zamanın bizi olumsuz etkilemediğini, aksine sabır ve dayanıklılık sözlerinin üzerinden siyah bir çizgi çizdiğini göstermiştir.

 Karabağ’ı işgalden kurtarmanın çözümünü nede görüyorsunuz? Neden geç kalıyoruz? Ne bekliyoruz?

Savaşta görürüm, yalnız ve yalnız savaşta! Ermeni fiziki güçten korkandır, sen bir gün bütün cephe boyu, tabii, Rusya’nı eşitimden hücuma geçer sense, 30 yılda BMT-nin verdiği 4 karardan daha güçlü iş görmüş olursun. Ermeni ayakkabısın bele giymeden alt tuman-gömlekte koşar. Meğer biz düşmenin psikolojisine bellet değilik, onun kimliğini tanımıyoruz? O öz başına girmedi ki, Karabağ’a. Onu orda oturtan var. Bele görünür ki, biz yene Ermeni havadarından imdat istiyoruz. Son günler Minsk’imde dış işler bakanlıkları ve o cümleden Paşinyan da olmakla münakaşanın halli üçün toplantı geçirildi. Toplantıya şerh veren milletvekili Samet Seyit ov “Biz 300 il de gözleye bilirdik” diyor. Hayır, biz 3 saat da beklememeliyiz, en iyisi hücumdur! Milletvekili Kudret Hasankuluyev “Savaş üçün Rusya bize izin vermelidir” fikrindedir. Ne kadar yanlış bir düşünce, meğer biz Karabağ’da Rusya ile savaşmıyor muyuz? Sen indi diyorsun, Rus izin ver sene kurşun sıkayım. Bunların düşüncesinde Azerbaycan durduğuna nasıl inana bileriz? Biz unutmamalıyız, Karabağ bu gün bizim üçün toprak savaşından öte liyakat, namus savaşıdır!

Kremlin Dağlık Karabağ münakaşasının halli üçün 3 şart var: Azerbaycan Avrasya İktisadi Birliğinin üyesi olmalıdır, Azerbaycan Kolektif Tehlikesizlik Mukavelesi Teşkilatının üyesi olmalıdır ve Dağlık Karabağ’da Rusya’nın sulh meraklı kuvvetleri yerleştirilmelidir…  Azerbaycan bu şartları kabul etmelidir mi?

Kaçılmaz faktır ki, Rusya ile komşu olmak kimi tarihi felaketimiz var, bildiğimiz kimi ele ermeni meselesin XIX yüzyılın evvellerinden bizim üçün yaradan da farslarla Ruslardır. Rusya’nın bu güne kadar her hansı bir hoş niyetin teessüf ki görmemiştik, en başta ülkemize koşun yer itmesini. 1920-ci ilde de işgal adı ile yok, ele hoş niyetle geldiklerini iddia ediyorlardı, lakin 28 Nisanda ülkemize baskın edip Milli hükümetimizi devirdiler. Bizim özgürlüğümüzde elde ettiğimiz müspet şeylerden biri ve en baştan Rus koşununu 70 ilden sonra topraklarımızdan çıkarmamızdır. Rus girdiyi yerde sulh olmaz, muharibe olur ve oradan kansız çıkmaz. 60-cı illerde Çekoslovakya’ya, 80-ci illerde Afganistan’a girmesi, 2008-ci ilde bir gecede 2 bin Gürcü’nü kırdı ve s. Tarik bunu sübut ediyor. O bakımdan Rusya’nın şartların kabul etmek teslim ilik atkına yeniden imza atmak olur.

Azerbaycan’ın harbi tayyarelerinin Karabağ’ın hava mekânında uçuş yapmalarının zamanı çatmayıp mı? İşgalci Ermenistan generalleri mızı, askerlerimizi, sivil insanlarımızı sulh şeraitinden istifade edip her fırsatta katile yetiriyorlar. Generalleri mahıv edilen ülkenin geleceği nasıl olacak?

Sizin sorunuza geniş cevap vereceğim, esasen de “Generalleri mahıv edilen ülkenin geleceği nasıl olacakla” bağlı.

Neye tahammül etmeliyiz ve niye tahammül etmeliyiz? Etraf edim ki, Karabağ olayları başlanandan beri men sabır kimi insanları sabitliye sesleyen kelimelere nefret ediyorum. Bu bizde suskunluk yaradır. Şu an tahammül etmek ve meçhul bir unvandan kiminse gelmesini gözlemek atalettir. Ne Sahibi Zaman gelecek, ne de İsa Mesih… Bizim Sahibi Zamanımız, İsa Mesih’imiz öz say-seçme oğullarımızdır, binlerle cephede vatanı koruyanlar, korumak isteyen ve gayretli oğullarımız varken dışarıdan halaskâr gözlemedik, ne de milletvekillerimizin dediği kimi, 300 il gözlemeye leylaklımız yol vermiyor! Toprak namus meselesidir!  Bunu bilmeyenler varsa, bu muhasebeni bir başa hemen adamların ev unvanına da fiziki mektup kimi göndermeye hazırım. Teki bilsinler biz YURDUMUZU isteyerek, ora şakal yuvası, uyuşturucu bizinesin pazarına çevrile bilmez. O yurtta Türk beyi, Türk yiğidi  Karabağ atının belinde öz belini şuh tutarak gezip. ATET-in Minsk grubunun hem sedirleri Rusya, Fransa Amerika’dır.  Rusya Karabağ olaylarının bir başa müellifi, Fransa’da ermeni lobisi güçlüdür bunu da bilirim. Bunlar Azerbaycan’ın hayrına iş görecek kadar vicdan sahipleri değiller. 2017 de Stockholm’de geçirilen Ermenistan-Azerbaycan olayına dair sempozyumunda Minsk grubunun 3 yetkilisine Ermenilerin Karabağ’a göçmeleri ile bağlı Ağdamda üç yol ayrıcında 1978 de koydukları ve 1988 Şubatta savaş başlarken öz elleri ile vurup dağıttıkları Ermenilerin Karabağ’a göçürülmeleri ile bağlı 150 illik abideni gösterdim, dediler, “Bilirdik”. Dikkat edin, hamı her şeyi bilir, çıkış yolu gösterilir – sulh yolu ile savaşın hâlli, ama netice yoktur. Bu mesele Markesin “Bir ketlin tarikçe si” eserini hatırladır, hamı her şeyi bilir, ama hadiseler öz akarı ile gediyor, kimse bunun karşısını almağa ceht etmiyor ve gadir değil! O zaman sizden soruyorum, şu yüzden uzak Minsk grubu kime lazımdı, neye gerektir? Adam kapısındaki yumurtlamayan tavuğu bele behresi olmayan bilip, kesip yiyip. Biz bu boyda div kimi siyasi gruptan bir gram behre görmediğimiz halde yene de ona göz mü dikmeliydik? Bu akılsızlık değil mi? Meselenin başka bir tarafı, dünyada olan münakaşa ocaklarına nazar yetirsek, 50 yıldan fazla Keşmir savaşı vardır. Savaş  3 yere bölünüp – Çin, Bangladeş ve Hindistan arasında, amma bu savaşı hal edecek hiç bir grup yaranmayıp, Gazze savaşı Filetsin ve İsrail arasında olan, neden bu 70 yılda bir dene de olsun savaşın sulh yolu ile hâlli üçün grup yaratılmayıp? Elese  Serbiya Hersoqovinya ve diğerleri.

Minsk grubunun faaliyeti neye hesaplanıp? Zaman kazanma, vakti başardıkça uzatıp, sonunda Karabağ’ı Ermenilerin hayrına hâl etmek. Bakın, bu gün coğrafi bakımdan Karabağ bizim sayılır, amma siyasi bakımdan, o toprakların nimetlerinin menimsen ilmesi Ermeni’ye ait olup. Bunu kalp ağrısı ile diyorum. Bizim tarihi unutkanlığımıza hesaplamasınlar Karabağ’ı, bu arzuları gözlerinde kalacak.

Rusya komşuluk prensiplerini bozduğunu yeterince dedik ve Karabağ savaşında yüz faiz meraklı olduğunu artık tek biz yok, bütün dünya bilir.  İran’ın amacı bu meselede… Hud aferin ve Kız Galası su elektrik stansiyalarının tiksintisi, son skandal olayı hamımız bilirdik. İran Karabağ’daki Ermenilerin heyrine yeni köprüler yapıyor, Cebrayılın ve diğer işgal olunmuş etraf reyonların kentleri su altında kalıp. Bildiğimiz kimi, Amerika ve garp İran’a karşı iktisadi sanksiyalar koymuşlar, İran öz mallarını dünya pazarına çıkara bilmiyor. Amma Dağlık Karabağ’la İran arasında salınmış köprülerle öz mallarını dünya pazarına ermeni malı kimi çıkarırlar. Dikkat edin, 2019 da qara kürü istihsali ve satışı üze Karabağ birinci yere çıkıp. Qara kürü ağ balık ve nere balıkları kimi büyük canlılardan alınır, onlar büyük deryalarda üzüyorlar. Karabağ’da ise bele bir derya ve ya çay olmadığından o balıkların bu yerlerde tokumu bele ola bilmez. İkinci bir faktı ise, yene 2019 da dünya stat istikasında halı istihsali ve satışı üzere Karabağ ikinci yere çıkıyor. Kimse soruşmuyor ki, bir avuç yer nece olur halı istihsali üzere ikinci yere çıkıyor? Men anlamıyorum, dünya çöreği kulağına mı yiyor? Bu kimi fakları görmüyor mü? Bütün saydığım mahsuller İran’a mahsustur.

 Biz bu gün ne etmeliyiz? İllerdir yazıyoruz… Sesimizi niye işitmiyorlar? Azerbaycan’ın Türkiye ile birleşmesine ne mani olur?

Biz bilmeliydik, ermeni ölür, amma öz şizofreni iddiasından el çekmez. Güç göstermeliyiz!  Azerbaycan ile Türkiye her yönde taraf taşlık etmelidir, ilk nevbete harbi yolda. Türk ittifakı yaranmalıdır – medeni, siyasi, iktisadi, harbi birlik. Bu gün Türk Dünyasının BİR OLMA zamanıdır! Azerbaycan’la Türkiye’nin bu gün birleşmesine mani olan kozmopolit ve komünist düşüncesidir, her iki tarafta Türkçülük ideası yetişmelidir. Yabancı ideolojiden kurtulmak zamanı çoktan gelip çatmıştır.

Şair-Yazar Nezmiyye HİCRAN

 



Bu haber 171 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI