Bugun...


BUGÜN YAŞAYAN BÜTÜN TÜRK DEVLETLERİNİN ATASI:
“GÖKTÜRKLER”

BUGÜN YAŞAYAN BÜTÜN TÜRK DEVLETLERİNİN ATASI:

Hazır mıyız? Nereye mi? Elbette ki tarihte ilk defa resmi devlet adı olarak Türk’ü kullanan ve günümüze değin varlığını koruyan Türklüğün, devletleşme ile teşkilatlanmasının yapı taşı GÖKTÜRK’leri tanımaya. Göktürk’ü bilmek aynı zamanda dünyanın en köklü devletlerinden ÇİN’i de anlamak demektir. “Karamanoğlu kimdir?” Sorusuna cevap bulmak için girdiğimiz bu yolda önümüze çıkan “ GÖKTÜRK-ÇİN ,ORTA ASYA TÜRK TOPLULUKLARI” gibi şifreleri de çözmeye o halde şimdi başlayabiliriz...
Eski bilgilerimizi hatırlayalım mı Göktürkler’e başlamadan önce:
Daha önce burada Hunları uzun uzun anlatmıştık. Asya bozkırlarında değişik boy adlarıyla yaşayan Türkleri, ilk defa bir çatı altında toplayan Hunların kaderleri, Çinliler karşısında yenilmeleriyle farklı coğrafyalarda yeniden yazılacaktı. Çinliler karşısında dağılan Hunlar’ın bir kısmı Batı Hun Devleti’ni kuracak ve zaman içinde Roma ile Balkanlar’da yaşayan Hiristiyan inancında ki halkların içinde eriyecek; özellikle Macarların alt soyunu oluşturacaklardı. Doğu da kalanlar da Eftali Hun Devleti’ni kuracak. Onlar da önce Budizmin ardından da bütün dinlerden asırlar sonra ortaya çıkacak olan İslamiyetin içinde farklı kimliklere dönüşeceklerdi. İşte Hunların bu dağılma dönemlerinde Asya Bozkırlarında kalabalık aynı zamanda da bilinç düzeyi yüksek, demir işçiliğinde oldukça ilerlemiş bir Türk topluluğu yaşamaya devam edecekti. Bu topluğun adı AŞİNA (Hunlardan kalan topluluklardan) idi. Göktürklerin temelini ,Altay Dağlarının eteklerinde bugünkü Moğolistan sınırlarında işte bu AŞİNA’lar atacaktı. Göktürkler (Kimilerine göre de KÖK- TÜRKLER) kendi içinde Doğu ve Batı Göktürkler Devleti olarak ikiye ayrılacak. Hunların ardından Çin’le mücadeleye kaldıkları yerden devam edecekler. Ancak bu mücadelenin sonunda bir bölümü Çin esareti altına girecek.
Yıllar süren esaretin ardından yeniden Zümrüt-ü Anka kuşu misali küllerinden doğacaklardı. Esaret yıllarında da sonu gelmeyen isyanlarıyla Çin’i canından bezdirecekler. Yeniden 2. Göktürk Devleti’ni kuracaklardı.
Sonrasında da hepimizin bildiği gibi asırlara dağılarak çok sayıda ve çok geniş bir coğrafyada Orta Doğu’da, Kafkas ile Hazar bölgesiyle Karadeniz’in kuzeyinde, Balkanlar da irili ufaklı Türk devletleri kurulacaktı. Sora da tarih sahnesinden bir varmış bir yokmuş masalı gibi devirlerini sessizce tamamlayacaklardı.
Ancak geride Hunlar gibi pek çok ülke halkının alt soyu olarak tarihten çekilmeyecekler. Tam tersi , geniş bir sahaya en başta Orhun Kitabeleri olmak üzere dillerini, kimliklerini, yazılarını, törelerini de dağıtacaklardı. Bugünlere kadar Türk adıyla Türk kimliğiyle anılan bütün irili ufaklı devletlerin neredeyse tamamının teşkilatlanma ve askeri yapılanması başta olmak üzere pek çok kalıcı devlet olma özellikleri Göktürkler’den kalacaktı.
Şimdi daha fazla merakta bırakmadan GÖKTÜRK-KÖKTÜRKLERİN DÜNYASINA GİRELİM istiyorum:
Anlamayı kolaylaştırmak için tarihi rakamlara boğulmayacağız, aynı zamanda hep karşımıza çıkan ÇİN ile mücadele ve Çinli prensesler ile Çinli ajanların Türk Devletlerini yıkmak için nasıl çalıştıklarını daha rahat anlayacağız .
Göktürkleri okuduktan sonra: Belki de kendi öz eleştirimizi asırlar sonra daha sağlıklı yapabileceğiz. Bu yüzden soru- cevap olarak ilerleyeceğiz:
GÖKTÜRKLER KİMDİR?
552 yılında Gök Türk devleti resmen kuruldu. Bölgede en büyük düşmanları (Sonraki asırlarda tarih sahnesine çok güçlü bir şekilde çıkacaktı bu düşman. Başta Oğuzlar olmak üzere Türklere kan kusturacaktı.) Tahmin ettiğiniz gibi Gök Türklerin kurucu ailesi Aşinlerin (ASENA-ZENA) bölgede tarihten sildikleri kavim MOĞOLLAR olarak bilinen JUAN-JUANLAR. GÖKTÜRKLERİN kim oldukları hususunda bildiğimiz efsaneler karşımıza çıkıyor. Kurtun büyüttüğü çocuk öyküsü ve dişi kurt ASENA’nın 10 erkek çocuğundan dağılmaları. Diğer efsane ise Hun ülkesinden çıkan 17 erkek kardeşin AŞİNA annesinin adı olanın reis olarak seçilmesi. Adına da Tu’men demeleri. Sonuçta bunlar birer efsanedir. Gerçek payı da vardır; ancak tarihte ilk defa Türk devleti adını açık ve net olarak M.Ö. 5.yy’da kullananlar KÖK TÜRK ya da GÖKTÜRK’lerdir. Her zaman olduğu gibi Türklerin tarihleri hakkında detaylı bilgileri yine biz Çin, Rus ve Roma kaynaklarından öğreniyoruz. Özellikle Göktürkler hakkında Çin kaynakları araştırmacılar için oldukça zengin durumda. Yeter ki araştırmacılarımız ile tarihçilerimiz Çince, Rusça ya da Latince dillerini iyi bilsinler!..
YÜKSELME DÖNEMİNDE GÖKTÜRKLERİN DURUMU NASILDI?
İlk hükümdarı olan Bumin Kağan. Bölgede üstünlük kurdu ve diğer kavimlerin çekindiği bir lider oldu. Ölümünün ardından oğlu KARA (Hep söylüyoruz Türklerde Kara, Sarı, Ak gibi isimler önemlidir. KARAMANOĞLU’da buralara kadar uzanmaktadır.) başa geçti. Kısa süren döneminden sonra Göktürkleri iyice büyüten Mukan Kağan’ın dönemi başladı. Sonra da Tapo Kağan dönemi. Bu dönemin özelliği ise Budizmi devlet dini olarak Göktürkler kabul etti. Hatta daha sonraki yıllarda Mani dinini de seçen Göktürk Kağanları olacaktı. Bu inançları da güçlerini kaybetmelerinde ve kimliklerinin de bu inançların içinde erimelerine de neden olacaktı. Bu dönem Çin’in her yönden baskı altında tutulduğu bir dönemdir. Aynı zamanda paralel olarak Batı Göktürk Devleti de sınırlarını KIRIM’a kadar genişletmişti. Batı’da İstemi Kağan ölmüş yerine oğlu TARDU Kağan geçmişti. İki devlet arasındaki ilişkiler İŞBARA HAN, Doğu Göktürk İmparatoru APA’nın annesi Çin Prensesini hain ve köstebeklikle suçlayacak. Toplumda bozgunculuk yaptığını söyleyecek ardından da öldürecekti. Bu olaydan sonra iki kardeş devletin arası bozulacaktı. Sonra ki yüzyıllarda da Çin’e akınlar düzenlenecek, ancak Çin bu akınları her seferinde savuşturmayı başaracaktı. Çünkü içlerindeki Prensesler ile mahiyetlerindeki Çinli ajan görevliler bütün bilgileri, iç işleri hakkındaki detayları olduğu gibi Çin’e aktaracaklardı. Sonunda aralarındaki iç çatışmaların artması, birlik beraberliklerinin de bozulmasıyla birlikte zayıflayacaklar ve Çin hakimiyetine gireceklerdi.
ÇİN HAKİMİYETİ VE GÖKTÜRKLERİN SONU?
Göktürklerin Doğu ve Batı bölümleri değişik zamanlarda Çin hakimiyetine girecekti. Bu dönemde Kağanlar zaten Çin Hanedan ailesine ait Prenseslerle evli oldukları için hemen hepsi Çin Kraliyet ailesinde görevlendirileceklerdi. Ancak her zaman ki gelenek devam edecek. Göktürkler Çin esaretindeyken Türgişler adında oluşan ve 10 oklar olarak anılan federasyonla varlıklarını bu dönem de devam ettireceklerdi. Bu süre Çin’e karşı baş kaldırı, isyanlar ve kanlı bir şekilde bastırılmasıyla geçecekti. En nihayetinde 681 yılında Aşena ailesinden Kutluk Kağan, Çin’in kuzeyine yerleşmiş Türk boylarını yeniden toparlamayı başaracak. Kurdukları 2. Göktürk Kağanlığı’nın sınırları okyanustan Maveaünnehirdeki Temir Kapığı/Demirkapıya kadar ulaşacaktı. İpek yolunun büyük bir kısmı denetimlerine geçecekti. Çin ile bu dönemde de bu sefer dönemin en önemli ticaret merkezi İPEK YOLU için mücadele yapacaklardı. Çin’in yine içeride iç kargaşa çıkartması ile on ok federasyonunda TÜRGİŞLER büyüyecek. Bilge Kağan’ın da ölümüyle Göktürk Kağanlığı çöküşe sürüklenecekti. Kül Tigin’in de son imparator zehirlenerek öldürülmesi ve yerine geçen Tengri Kağan’ın da çocuk yaşta olmasından dolayı ülkeyi de toparlanamayacaktı. Nitekim Göktürkleri de tarihten yine Çin’in de katkılarıyla yine bir başka TÜRK BOYU UYGURLAR silecekti.
İPEK YOLU SONLARI MI OLDU?
Göktürkler’in bölgelerinde varlıkları Juan – Juanları (Moğollar) silmeleriyle başlar. Ancak gerçekten güçlenmeleri de yine bir başka Türk kavmi olan Avarların ellerindeki imkanlara el koymalarıyla olur. Oysa Göktürk Kağanı önceleri bölgede güçlü konumda olan Avarlara silah yapan demirci ustalarıydı. Avar Hakanı’nın kızıyla evlenmek istemesi üzerine ilişkiler bozuluyor. Avar Hakanı “Siz benim işçilerimsiniz. Nasıl böyle bir taleple karşıma gelirsiniz?” diyerek küçümsüyor. Bunun üzerine Çinlilerle ilişki geliştiriliyor. Çin Hanedan sülalesinden bir prensesle ilk defa evlilik yapılıyor. Ardından da Çin’le bu işbirliği sayesinde Avarlar ortadan kaldırılıyor. Bundan sonra da Göktürkler ile Çinli Prenseslerin evliliği neredeyse bir gelenek haline dönüşüyor. Sadece Göktürkler’le evlilikleri düzenleyen Çin Sarayı’nda Harem Görevlisi bulunuyor. Döneme uygun olarak Hakan, Han, Yabgulara Çin Sarayı’ndan Prensesler ile soylu aile kızları gönderiliyor. Beraberlerinde de yüklü çeyizler, himayelerinde de Çinli görevlilerle birlikte. Bu evlilikler de iki milleti hem birbirine çok yaklaştırıyor hem de Göktürkler’in sonunu getiriyor.
Göktürkler, Çin esaretinden kurtulup yeniden ülkelerini kurduklarında doğuda Kingan Dağları´ndan batıda Demirkapı´ya kadar bütün Orta Asya´ya egemen oldular. İran Sasani hükümdarı Hüsrev Nuşirevan ile anlaşarak Çin’in kontrolündeki bütün İpek Yolu’nu ellerine geçirdiler. Bu ticaret yolu sayesinde oldukça geniş bir sahaya Türk kültürü egemen oldu. Özellikle bugün Türkistan bölgesinin tamamen Türkleşmesine yol açtı. Aralarında Roma-Bizans’ın olduğu çeşitli ülkelerle kültürel ve ticari faaliyetleri arttı. Öte yandan da yıkıcı savaşlara neden oldu. Bu ticaret yolu için Çin’le mücadele ederken öte yandan Ortadoğu’da doğan yeni bir dini kabul eden Araplar’da öte yandan saldırmaya başlamıştı. Araplar müttefikleri Sasani (İRAN)’leri savaşta yenmişti. Göktürkler VIII. (8.yy) yy’da artık hem Çin hem de Arap kuşatmasıyla mücadele etmek zorunda kalmışlardı. Çöküşün ana nedenlerini buralarda aramak gerekiyor.
ÇİNLİLERİN GÖKTÜRK PLANI NEDİR?
Esaret altına giren Göktürklerle ilgili Çin Sarayı’nda oluşturulan yetkililerden oluşan ekibin yaptığı tartışmalar Çin arşivlerinde karşımıza şu şekilde çıkmaktadır:
"...Çin’in kuzeyinde bulunan ve sayıları yüzbinlerce olan Türk nüfusu Çin’e yerleştirilecek. Bunlar Çin’in kuzeyinde yaşamasına rağmen çok farklı hayat tarzları var. Uzun süre Çinlileri, Türkler çok üzdü. Gök Tanrı gördüğünüz gibi onları cezalandırdı. Şimdi hepsi Çin’in merhametine sığınmak istiyor. Çin’e bağlanmak istiyorlar. Bu yüz binlerce Türk’ü içimize almalıyız. Doğu bölgesini böylece boşaltırız ve buradan Çin’e böylece bir saldırı gelmez. Bu Türkleri ‘de Sarı Irmağın güneyine yerleştirir. Dokumacılığı öğretiriz. Dokuma işçisi olarak çalışmaya başlarlar. Böylelikle eski kültürlerinden de uzaklaşırlar. Bunları ayrı ayrı yönetecek içimiden reisler tayin edelim. Türkler ayrı boylardan oluşurlar. Hepsi ait olduğu boyun reisini tanır. Reisler de bir tek hakana-kağana bağlıdırlar. Biz aralarındaki bu birliği bozmak için bütün boyları doğrudan Çin İmparatoruna bağlayalım. Yaşadıkları yerlere de birbirleriyle bağlarını kopartmak için Çin askeri garnizonu yerleştirelim.
Pek çok Kağan zaten Çin Prensesiyle evli. Bu kağanlara Çin Prensliği unvanları verelim. Ardından da sarayda Prens unvanıyla görevlendirelim. Bu sayede halktan uzaklaştırmış oluruz. Gök Türkler’de diğer komşu milletler gibi hayvan karakteri gösterirler. Sevgiden ve yumuşak dilden anlamazlar. Sert tedbirler almalıyız. Boyları,kabileleri dağıtılmadan gelenekleri kültürleri değiştirilmeden bunlar rahat durmazlar. Çin’in kuzeyine yerleştirelim ve bir saldırı olduğunda da hemen bunları kullanalım. Aksi takdirde yeniden kuvvetlenir ve yeniden Çin’e saldırmaya başlarlar...!
Çin Sarayı’nda esaret altına giren yüz binlerce Türk’ün ne olacağıyla ilgili tartışmaların sonu gelmeyedursun. Öte yandan Göktürkler de çoktan Çin’e karşı içeriden ayaklanmalara başlamışlar. Yeniden kendi devletlerini kurana kadar da isyanlarını sonlandırmamışlardı.
Nitekim bölgede pek çok Türk boyu da Çinlilerle iş birliği kurmaya başlamıştı bile. Bunlar şu boylardı: Burgut, Tongra, Tupo, Bayırkuş,Tolon, Husi,Ediz,Chipi, Basmıllar, Kurıkanlar,Kırgızlar,Karluklar, Hun boyları, Uygurlar gibi. Ellerindeki silahlı ordularıyla birlikte Çin’le iş birliği geliştiren boylar arasındalar. Ardından çok sayıda Türk beyinin de Çin Sarayı’nda muhafız başlığı, atlardan sorumlu, cesur askerler sorumluluğu, özel birlikler başı gibi unvanlarla görevlendirildikleri de bildiriliyor.
Her şeye rağmen sonuç yine değişmeyecek. Çinlilerin korktukları başlarına gelecekti. Çin’e boyun eğmeyen Türk boyları yine birleşecek. İsyanlar sonucu 2. Göktürk Devleti’ni kurmayı başaracaklardı.
GÖKTÜRKLER DE KAĞAN OLMAK NE DEMEK?
Göktürkler’de kurallaşan töreye göre devletin başında Kağan unvanlı hükümdar bulunur. Kağanda bilgelik, erdem, cesaret ve kahramanlık aranırdı. Kağan aynı zamanda adaletli, sözünün eri olmalı. Devleti kurma, yönetme, iskan etme, töreyi uygulama, halkını doyurup ihtiyaçlarını giderme becerisinde de olmalıydı. Devlet, Doğu ve Batı olmak üzere ikili yönetilirdi. Kağandan sonra gelen en yüksek devlet yöneticisi Yabguluktu. Göktürkler’de devlet yönetiminin en soylu ve en tecrübeli Türk boylarından olmasına dikkat edilirdi. Devletin sınırları büyüdükçe tecrübeli, soylu ve iyi eğitimli boylardan seçilen yabguların da sayısı artırılmıştı. Boylardan oluşan federasyonlar halinde yönetiliyordu Göktürkler’de. Her boyun temsilcisine HAN adı verilirdi. Tarkan, Çur, Apa, Tudun üst düzey memuriyetlerine atadıkları devlet görevlilerinin adlarıydı.
GÖKTÜRK ASKERİ YAPISI NASILDI?
Göktürk ordusu, yükselme döneminde Asya’nın ne güçlü askeri kuvvetiydi. Ordunun üçte ikisi süvari, biri de piyadeydi. Akınlarda ve savaşlarda süratli hareket etmek esastı. Gece ve gündüz sıkı yürüyüşle yol alan ve atlarına nöbetleşe binen Türk süvarisi, hiç ümit edilmedik anda, hiçbir haber alma şansı bırakmadan düşman ordusuna saldırırdı. Savaşta düşman askeri miktarı yüz binleri bulursa, Türk ordusu kırdırılamazdı. Bozkır taktiği ile ilk önce geri çekilirdi. Merkez üssünden ayrılan düşman, vur kaç ve gerilla savaş ile yıpratılıp, ani baskınla yok edilirdi. Göktürklerin bayrak ve tuğlarının tepesinde altından yapılmış kurt başlı heykel bulunurdu. Tuğ ile davul da bağımsızlık sembolleriydi.
Göktürklerin başkenti Ötüken’dir. Burası Orhun Irmağı ile Selenge Irmağı’nın tarım kolu arasında, ormanlar içinde bitki örtüsü ve suyu bol bir şehirdi. Ötüken’den başka Barshan, Çargelen-Çumgal, Çaldıvar, Atbaş, Şirdakbeg, Nanageldi, Fergana, Yassıkugart, Çikircik başlıca Göktürk şehirleridir. Göktürkler’de karar, seçim, insan ve hayvan sayımı için ziyafetli devlet meclisi seviyesinde “Kengeş Meclisi” toplanırdı.
SANAT VE EDEBİYAT?
Orta Asya’da yapılan araştırma ve kazılarda Göktürkçe çok sayıda yazılı metinlerin olduğu para, taş, ağaç gibi eserler bulunmuştur. Nitekim kendileri hakkında Orhun Abidelerini yaptırarak ilk elden bugünlere bilgiler aktaran belki de tek Türk devletidir. İlk Türk abidelerinde yazılara altıncı yüzyılda rastlanmıştır. Bunlar kısa metinlerdir. Elde kalan Bengü Anıtları, Orhun Yazıtları veya Türük Bengü Taşları’da denen üç büyük yazıt bulunmuştur. Taşların üzeri oyulmak suretiyle yazılar kazınmıştır. Bu yazıtlar; Göktürk Kağanı Bilge Kağan, Kül Tigin ve Vezir Tonyukuk adlarına yazılıp, dikilmiştir. Yazıtlar kireç taşına yontularak yazıldığından zaman ve açık havanın tahribatına maruz kalıp bozulmuştur. Bu yüzden bazı satırları ve birçok kelimeleri okunamaz durumdadır. Kül Tigin’in Kitabesi, içlerinden en az zarar görenidir.
GÖKTÜRK ALFABESİ’NİN ÖZELLİĞİ NEDİR?
Orhun Abideleri’nin yazıldığı Göktürk alfabesi 38 harflidir. Türklerin milli alfabesi olan bu yazı sisteminde 4 sesli, 9 birleşik, 25 de sessiz harf bulunmaktadır. Kelimeler birbirinden iki noktayla ayrılır. Türklerin İslam dinini kabulünden önce yazılan Orhun Abideleri, içerik olarak Türk tarihi ve kültürü bakımından önemlidir. Abidelerde; Türklerin yabancıların siyasetine alet olduğu zamanlarda bozulduğu, devlet kademelerinde bilgili ve ehli olmayan kadronun iş başına getirildiği zaman idare sisteminin iyi çalışmayıp, ahalide hoşnutsuzluk görüldüğü yabancı kültürün Türk birliğini zedeleyip, kişiliğini kaybettirdiği, hitabet sanatına uygun bir anlatımla verilmiştir. Türk milletinin en zor şartlarda bile içinden kuvvetli şahsiyetle çıkıp, ülkeyi kurtarıp, devleti yeniden kurup, güçlendirdiği anlatılıyor. Ayrıca yazıların amacı da o gün için devletin başındaki Kağan’ın töreye uygun olarak halka hesap vermesidir.
NOT : HÜKÜMDAR HALKINA HESAP VERİYOR…
Dünya tarihinde çok önemli bir yeri olan Orhun Yazıtları şu şekildedir: “Türk Oğuz Beyleri, işitin!Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, ilini töreni kim bozabilir. Milletin adı, sanı yok olmasın diye, Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kardeşim Kül Tigin ve iki Şad ile ölesiye bitesiye çalıştım. Ey Türk Milleti! Kendine dön. Seni yükseltmiş Bilge Kağanı’na, hür ve müstakil ülkene karşı hata ettin, kötü duruma düşürdün.”
Yine bu yazıtlardan Çin hakimiyetine geçmesi istenen İşbar Han’ın Çin İmparatoruna cevabı da şu şekildedir: “Size bağlı kalacak, haraç verecek kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi (Türkçe’yi)değiştiremem. Dalgalanan saçlarımı sizinkine benzetemem. Halkıma Çin giysileri giydiremem adetlerimi, kanunlarımızı değiştiremem. İmkan yoktur. Çünkü bu bakımlardan milletim fevkalade hassastır, adeta çarpan tek bir kalp gibidir…”
Göktürk Kağanı’ndan Bizans elçisine verilen cevap:
” O Romalılar siz değil misiniz ki on dilde konuşursunuz ve herkesi aldatırsınız ? Siz Romalılar bizim elçilerimizi Kafkaslar üzerinden Bizans’a götürüyorsunuz ve Roma’ya gidilecek başka yol yoktur diyorsunuz? Yani biz, yollar geçilmez, her taraf arızalı, dağlık taşlık zannedelim de Roma İmparatorluğuna hücum etmeyelim mi? Böyle düşüneceğimizi mi sanıyorsunuz? Fakat biz Dinyeper nehrinin nerede bulunduğunu, Tuna’nın nereye aktığını iyi biliriz.”
NOT: Göktürk Devleti’nde Doğu ve Batı olmak üzere ikili bir yönetim oluştu. Buna göre: Doğu Göktürk Devleti 121 yıl sürdü.25 yıl süren bir Çin esaretinin ardından yeniden devletlerini kurdular. Toplam 181 yılın sonunda dünyanın geniş bir coğrafyasına dağılarak devirlerini tamamladılar: 1. ve 2. Doğu Göktürk Devleti’nin Hükümdarlarının adları ve dönemleri: Bumin Kağan (546-552)Kolo (Kara) Dönemi (552-555)Mukan Dönemi (555-572)Tapo Dönemi (572-581)Işbara Dönemi (581-582)Işbara Dönemi (582-587, Doğu Göktürk Devleti)Yehu Dönemi (587-589) Tülan Dönemi (589-600)Kimin Dönemi (600-609)Şipi Dönemi (609-619)Çulo Dönemi (621-630)Kie Li Dönemi (621-630)Tardu Dönemi (583-603, Batı Göktürk Devleti)Çulo Dönemi (603-611)Şikoei Dönemi (611-618)Tong Yabgu Dönemi (618-628)Se Yabgu Dönemi (628-630)Hsili Dönemi (630-633)Işbara Dönemi (634-639)Jubi Dönemi (645-650)Holu Dönemi (651-657) İltiriş Ḳaġan (682-691) Bilge Ḳaġan (716-734) Ḳutluġ Yabġu ( 741-742)
Batı Göktürk Devleti’de Çin esareti yılları da dahil olmak üzere 149 yıl varlık gösterdi. Batı Göktürk Devleti Hükümdar Adları ve Dönemleri: Tardu döneminde ikiye ayrıldı ve Batı Göktürkleri kuruldu. İstemi Kağan (552 - 576)Bilge Tardu (576 - 603)Apa Kağan (576 - 593)İnal Kağan (593 - 600)Çulo Kağan (600 - 611)Şikoey Kağan (611 - 618)Tong Yabgu Kağan (618 - 630)Bağatur Sepi Kağan (630 - 631)Se-Yabgu Kağan (631 - 633)Bağaşa Tulu Kağan (633 - 634)İşbara Teriş Tunga Kağan (634 - 639)Bağatur İpi Kağan (639 - 640)İpi Tulu Kağan (638 - 653)İpi İşbara-Yabgu Kağan (640 - 642) İpi-Şad Küy Kağan (645 - 649) Uluğ İşbara Kağan (651 - 658) Çençü-Yabgu Kağan (653 - 659) Çin yönetimi altında: Eçine Türçe Kağan (670 - 679) Eçine Kür Pur Çur Kağan (679 - 682) Eçine Tuyça Kağan (682 - 700) Üçele Kağan (700 - 706) Süge Kağan (706 - 711)
DERLEYEN: Murat ULUTÜRK
Kaynak: Gök-Türkler, Prof.Dr. Ahmet Taşağıl, TTK Yayınları
Bir doğa ve dağ görseli olabilir
 
 
 
16
1 Yo



Bu haber 69 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI